Kitap Yorumlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2015 Perşembe

Sen Ancak Sevdiğinsin \ Serdar Özkan -Yorum




'' Kalbim önceleri kanayan, acıyan, karanlık bir yerken, yavaş yavaş hissetmeyen bir plastiğe dönüşmeye başlamıştı.''
 Syf 19


Düet kitabı. Bunun başka adı var mı? Bilmiyorum. Böyle kitaplar çok hoşuma gidiyor, aynı duyguları farklı kalplerden, hem bir kadından hem de bir erkekten dinlemek... Eskiden böyle bir planım vardı. Bu kitaptaki gibi tek bir yazar olup iki farklı kişinin ağzından anlatmaktansa, iki farklı yazar olup o şekilde dökecektik duyguları kaleme... Bundan beş altı yıl önceden bahsediyorum tabi ki, ortaokuldayken :))  Hatta başlamıştık bile yazmaya, 'büyüğümüz' - ya da büyüdüğümüzü- düşündüğümüz- için eksik, tamamlanamamış ve elimde olmadığı için hayalet roman olarak kaldı...

''Hepimiz arayıştayız aslında. Ne aradığımızı bilemeden. Aslında ne aradığımız belli değil mi? ''All you need is love!'' melodisini duymadık mı? Hepimiz sevgi aramıyor muyuz? Suya ihtiyacımız olduğu gibi sevgiye ihtiyaç duymuyor muyuz? Kimimiz ümidini kesiyor, sevilmekten ya da sevmekten. ama bu ihtiyaç yok olmuyor, göz ardı etsek de, sevgi yolunda defalarca acı çekmiş olsak da, bu ihtiyaç ortadan kalkmıyor. Vazgeçebiliriz. Yıllar bizi sert, kırılgan ya da acı biri haline dönüştürebilir, umursamaz görünebiliriz, ancak ruhumuz hep onu arıyor. sevgiyi. Sevgiden yaratılmış ruh. Ve aslını arıyor, kendini arıyor.''
Syf 29

Cannes Film Festivali'ne gitmek için bindiği treni kaçırmak pahasına da olsa, hareket etmek üzere olan trenden inip, daha önce hiç görmediği bir kadına ilk romanının üzerinde çalıştığı nüshasını hediye ediyor. O kadının bakışlarından dünyadaki ruh eşinin o olduğunu düşünüyor.
Evlilik hayalleri kurduğu sevgilisinden ayrılalı bir yıl olmuş, kendini boşlukta hisseden, bir türlü toparlayamayan kızını babası tatile göndermek istiyor. Annesinin de, kendisininde onu aramayacağına söz veriyor. Gitmek istediği yeri de kendisine bırakıyorlar. Santorin'e- ya da orijinal adıyla Santa İrini'ye- gitmeye karar veriyor. Antibes'e gitmek üzere Nice tren garında beklerken bir adam hareket etmek üzere olan bir trenden aşağı inip eline bir kitap tutuşturuyor ve kendi kitabı olduğunu söyleyip, trene biniyor. Kitabın üzerinde yazarın adı bile yazmıyor.

(Düet romanına çok güzel düet yorumu yaparım :PPP )

Eğer bir daha karşılaşırlarsa, dünyadaki ruh eşi olduklarına inanacak olan ikilinin yolculukları başlıyor.



(Santa İrini)

''Ruhların bu dünyaya gelmeden başka bir dünyada, ruhlar dünyasında tanıştıkları söylenir. Orada birbirlerini seveler, bu dünyada da tanışır, birbirlerini severler, orada birbirlerini sevmeyenler de bu dünyada sevmezlermiş.
Bir de birbirine ruhlar dünyasında aşık olanlanlar varmış. Tanrı birbiri için yarattığı iki ruhu o dünyada bir araya getirir,birbirine aşık edermiş ki, tek ruh olsunlar. Sonra o tek ruhu ayrırır, dünyada apayrı yerlere gönderirmiş. Çünkü bilirmiş ki, ayrılık olmadan kavuşma gerçekleşmez. Kavuşamanın tadını tattırmak için onları ayırırmış. Bir de bu ayrılıkla ruhları daha da zenginleşsin istermiş.''
Syf 39






 Kitap okumaktan nefret eden ben, çok sevdiğim öğretmenim Bade Alagöz'ün sayesinde ilk defa bir roman bitirmiştim. O roman da Serdar Özkan'ın ikinci kitabı olan Kayıp Gül 2'ydi. Daha sonra Kayıp Gül'e başladım. Biraz garip oldu serinin ikinci kitabının ardından birinci kitabını okumak, şanslıydım ki Diana'nın annesine verdiği söz üzerine yazdığı, devamı olmayan bir romandı. Ardından Kayıp gül. Ekim Yağmurları derkennn, bir de baktım ki kitap okumayı sevmeye başlamışım. :)) İlk tanıştığım yazar olduğu için mi bilmiyorum ama Serdar Özkan'ın kitapları bana hep farklı ve güzel gelmiştir..

''Zamanı gelince her şey bizi terk eder. Bu bir sevgili olur, sahip olduğumuz bir şey, bir başarı ya da hayatın kendisi. Kalan ve hep kalacak zannetiğimiz şeyleri de ölüm alır götürür sonunda. Onun için sıkma canını, hiç sorun değil''
Syf 107
(En sevdiğim alıntı)

Kitaba dün gece başladım ve dün gece bitirdim, ayraç kullanmadan.. Beğenmediğim tek şey, kapağı. Okurken onu görmediğim için şanslıyım :P Ç

21 Aralık 2014 Pazar

Haldun Taner - On İkiye Bir Var / Yorum



Edebiyat sınavında çıkacağı için okuduğum bir kitaptı. Ben anlayamadım sanırım değerini bu kitabın, üzgünüm.

Kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Her hikaye ilginç bir konuyla başlıyor. Alakasız bir yerde bitiyor -_-  Her hikayesine bu sefer güzel bitecek diye başlasam da olmadı yani -_-

İkinci hikayeydi sanırım ''Ayak'' , sonunda beyin yanması geçirdim. :\ Sancho'nun Sabah Yürüyüşü'ne ne demeli? Tiki tiki praf, tiki tiki praf tak -_- Tuvaletçi ablayı da unutmamalı :(

Sınavda çıkacak olmasaydı bırakmıştım.

Kitabın en sevdiğim alıntısını paylaşayım sizinle,

''Bu benim hikayesini anlatacağım İznikli Leylek, namaz kılan soydan değildi. Çünkü ramazan günü alenen solucan yiyordu. Zaten hali tavrı, yürüyüşü, iki üç adımda bir durup düşünüşü, dini bütün bir Müslümandan çok, şüpheci ve kötümser bir filozofu andırıyordu.Bu leyleğin ermişlerle değil, herhalde Voltaire'ler, Schopenhaure'lerle bir akrabalığı olacaktı.''

-İznikli Leylek 

 (kaçıncı hikaye olduğunu hatırlamıyorum )

Umarım edebiyat sınavında mantıklı sorular olur kitap hakkında :\


28 Ekim 2014 Salı

Güz Sonrası / Servet Saygınoğlu - Yorum




Bir tutam hüzün, bir tutam aşk, biraz soğuk sonbahar kitabımız karşımızda... 

Havalar dengesiz olsa da içimizde güzü hissedebileceğimiz bir kitaptı, yağmur damlalarını, soğuğa yenik düşen ağaçları, yürürken ayağımızın altında ezilen sarı-turuncu yaprakları...
Kitabımız kısa denemelerden oluşuyor. Denemeleri seviyorum, duygularını okurlara hissettirebilen yazarların yazdığı denemeleri daha çok seviyorum.Yazarın diğer kitaplarını en kısa zamanda okuyup yorumlayacağım. 


Yolcunun gelmesi güzel de, uğurlaması zor oluyor...



Var gücünle ardından koşuyorsun,dağları delip çöl aşıyorsun, olmuyor.
Onca kaybın, onca yürek yanığının üzerine birkaç damla su istiyor canın.
Teselliye ihtiyacın vardır, o sırada karşına seni sindirecek iki kelime çıkıyor ve söndürüyor yürek ateşini...
Diyor ki; '' Nasip değilmiş...''


Hiçbir şey bırakmadı, desen de mutlaka bir şarkı bırakmıştır ve ne yaparsan yap, o şarkıya rastlayacaksın. Bu kez gözyaşlarını içine akıtacak ve tebessüm maskeni takacaksın...





Bu kitabı da bitirmem derslerden dolayı bir haftamı aldı -_- Bugün matematik sınavından çıktım :D ve yeni bir kitaba başlamaya hazırım :D Kendinize iyi bakınn :*


16 Ekim 2014 Perşembe




İlkokul öğretmenimiz bize bir soru sormuştu. '' Gecenin en karanlık anı ne zamandır? '' Tabi biz ''03.00, 04.00'' diye cevaplar vermiştik. O ise ''Güneşin doğmaya başladığı an..'' demişti. Kitabın adını gördüğümde bunu hatırlamıştım. Adı içeriğiyle çok uyumlu bir kitaptı. Birazcık konusuna değineyim :)

 Anne ve Richard'ın bağırma seslerini duyana kadar her şey çok güzeldir. Güzel bir arkadaş grubu, güzel bir meslek, güzel bir sevgili... Seslere yöneldiğinde yerde yatan sevgilisi John'u görür. Artık her şey Emma için değişmiştir. John artık yoktur ve Emma her şeyin sorumlusunun kendisi olduğunu düşünüyordur.


Sosyal çevresinin de desteğiyle Emma kendini toparlar veee  ''yeni bir aşk, yeni bir iş, yine gülecek bir neden lazım :P '' Hayırr, kabul etmiyorum. Spoiler vermedim, sadece şarkı söylüyordum :D 

Arkadaş çevresi bu kadar güzel olmasaydı, kitabı bu kadar çok sevmezdim sanırım. Çok tatlı karakterler vardı. Favorim Noel <3 Nedenini okuyunca anlayacaksınız :D

Orijinal kapak kullanılmış. Kitabın adı, kapaktaki söz çok güzel. Yazarın kalemini de çok sevdim. Bu aralar şansıma hep güzel kitaplar okuyorum. :D Yeni bir kitaba başladım o da bitmek üzere. Yorumum yakında yayında olur.


Sizi seviyorum. Bol kitaplı günler herkese :*

9 Ekim 2014 Perşembe

Çırılçıplak / Raine Miller - Yorum





Sevgili Bay Blackstone,
Neden senin gibi tipler sadece kitaplarda oluyor? Neden hayali karaktersin sen? Neden soyadın bu kadar havalı? 


NEDENNN!!! NEDENN!!! NEDENN!!!


***


Bu kitap neden bu kadar kısa ya?  Olaylar neden bu kadar hızlı oldu? 

Biri bana bunları açıklaya bilir mi ? Delirmek üzereyim -_-

Ethan Blackstone'a olan isyanımdan, onun nasıl bir karakter olduğunu anlamışsınızdır sanırım :P Bu tür kitaplarda karakterler genelde bu şekilde oluyor. Yine de sevdiriyorlar kendilerini ^_^ 

Gelelim Brynne Bannet'a :D Kendisi bir fotomodel, aslında nü model de diyebiliriz. Aynı zamanda öğrenci fakat geçimini sağlaması için çalışması gerekiyor.

Bence spo olmuyor ama bilmiyorum. :D Nasıl karşılaştıklarını bilmek istemiyorsanız lütfen burayı okumayınız!! :)

Ethan'la Brynne bir sanat galerisinde karşılaşıyor. Tabi karşılaşmaları  çarpışarak, kavga ederek, arkadaş aracılığıyla vs. olmuyor. Ethan, Brynne'ın duvarda asılı olan nü pozundan etkileniyor. Devamını tahmin etmek zor değil, ne dersiniz? :))
 



Kitabın tek sevmediğim yanı 'aceleci' olmasıydı. Mesela Brynne, aynı gün adamın arabasına biniyor. Bi dur, ağırdan al, beğenmiyormuş gibi yap! Nedir bu acele? Kitap kısa olsun diye uğraşılmış sanki -_-

Onun dışında yazarın kalemini, çeviriyi beğendim. Kapağından dolayı okulda okuyamadım, biraz geç bitti. Yoksa çok rahat iki günde biterdi. 

***




Hayalimdeki Blackstone kesinlikle bu değildi :)) Hayalimdeki Ethan dünyada yok sanırım :P Şöyle bir baktım ama bulamadım :D



Serinin diğer kitaplarını dört gözle bekliyorum!!


 

9 Eylül 2014 Salı

Darwinya\ Robert Charles Wilson- Yorum



Kitabı kazanmak için tıktık


Darwinya'ya ilk blogger yorumu benden gelsin o vakit :))

Avrupa'nın yok olmasıyla Dünya'da karanlık ve sıradışı bir yeni bir kıta ortaya çıkar. Bu kıtanın adı ''Darwinya''dır. -Sırlar kıtası- Guilford Law Amerikalı bir fotoğrafçıdır. Ailesiyle birlikte bu yeni kıtanın gizemlerini keşfetmek üzere yola çıkar. Darwinya onlara sırlarla dolu kapılarını aralar...

Okuduğum en iyi bilim kurgulardan biriydi. Bilim kurgularda en güzel kurguyu bile anlatımla bozabiliyorlar. Fakat Darwinya'nın anlatımı çok iyiydi. Girişten, birinci bölüme kadar olan sayfalarda sıkıldığımı itiraf edeyim. Çünkü bir sürü isim vardı. Kaptan isimleri, gemi isimleri, yer isimleri kafam biraz karıştı. Birinci bölümden sonra Guilford ve tayfasını tanıdıkça parçalar yerine oturdu ve bende kendimi Darwinya'nın gizeminde kaybettim ^_^

Beni kapağıyla ve kapak yazısıyla etkileyen bir kitap oldu. Bana gemi olsun, gizem olsun, okyanus olsun yeter zaten <3 

''Şu anda yazmakta olan bilimkurgu yazarları arasında muhtemelen en iyisi''
-Stephen King

yorumunu kesinlikle hakeden bir kitaptı. Goodreads puanı 3,.. yıldızdı sanırım. Tam olarak küsuratını hatırlamıyorum. Puanı yorumuna göre düşük gelmişti. O yüzden ön yargılı yaklaşacaktım ki kitaba, beni yanılttı. İyi ki de yanılmışım ve böyle güzel bir maceraya tanık olmuşum ^_^ Beklediğimden düşük kalitede kitaplarda kitaba trip atıp yarım bırakma özelliğim var çünkü :P









Kitaba ''Üç Kitapşörler'' başlığı altında daha farklı çalışmalar yapmayı planlamıştık fakat yeni iş, dersler vs. derken gerekli zamanı ayıramadık. :\ Bu yüzden ilk etkinliğimizi tur formatına çevirmek zorunda kaldık :\

Umarım en kısa zamanda planladığımız çalışmaları sizlerle paylaşabiliriz. Bol kitaplı günler dilerim.

Sevgilerimle




 






31 Ağustos 2014 Pazar

Aşka Var Mısın? \ Natasha Boyd - Yorum


Pufffff :'( O nasıl bir son ya -_-


İngilizce kitap okuyanlara çok özeniyorummm(Okuyup anlayanlara yani :D Okuyorum deyip, soru sorunca boş boş bakanlara değil :D ) Gel de okuma şimdi ikinci kitabı... Gerçi sonu bu şekilde olmasaydı da okurdum. Neden mi :P Tabisi Jack Eversea olduğu için <3




Biri kasabalı sıradan bir genç kız, diğeri ise Hollywood'un megastarı <3 Hikayenin en güzel yanıysa bu farkı aşkla dengelemesi. 

Audrey sen ne kadar sorunlu bir insansın. -_- Akli dengesi yerinde olan hangi insan Jack'i aldatabilir ? Evet yanlış duymadınız. Bu baayan Jack'i aldatmış. JE utanç verici bu durumdan kaçmak için Butler Cove'a yerleşmiştir.

 Keri Ann ise annesiyle babasını kaybetmiştir, hayatında sadece abisi vardır.

Bu ikilinin eğlenceli, bir o kadar da garip hayatına tanık olmak isteyeceğinize eminim! (Psikolojik baskı :P )

Yine de size bir tavsiye -_- İkinci kitabı çıkınca okuyun zira ''ha?, bu kitapta hata var, son sayfaları nerede? '' gibi 'tepkiler' vermek zorunda kalabilirsiniz :D


İşte tam burası!! Üşenmedim buldum :D En kısa zamanda oraya gitmem lazım -_- Belki dejavu yaşayacağım kim bilir -_- Belki ben Snapper'da Jack'le tanışacağım ^_^ 


Bakışlarınızda ki anlamlı ifadeyi görebiliyorum, tamam tamam daha fazla uzatmayacağım :D Ama şunu belirtmeliyim kitap gerçekten çok başarılı. Çevirisi de çok iyiydi. 
Kapağı da beğendim, kitabın ismini de. Kitabı da beğendim, Jack'i de :D 

İkinci kitabında kapağına bayıldımm ^_^ Umarım bizde de bu kapakla çıkar :))
18077900
Bizi Jack Eversea'yle tanıştırdığı için Yabancı Yayınları'na teşekkür ediyorum, kitaba bir son eklemeyip, beni delirttiği için de Natasha Boyd'a sevgilerimi(!) iletiyorum -_-

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Ateşli Dişler - Kristen Middleton / Yorum

 
Eve döndüklerinde onları kötü bir sürpriz beklemektedir. -_- Babaları annelerini döverek tecavüz etmiştir. Babaları sorunlu bir insandır ama daha önce hiç bu kadar ileri gitmemiştir.


Annelerini ve ikiz kardeş olan Nathan ile Nikki'yi yeni bir hayat beklemektedir. Taşındıkları yeni ev beklediklerinden güzel çıkmıştır. Fakat gariplikler ilk günden onlarla birliktedir. Nikki duş alırken dışarıda kırmızı gözler görür ve çığlık atarak annesini çağırır, Nathan'da aynı gözleri görmüştür. Bakmak için dışarı çıktıklarında ceset bulurlar ve şerifi çağırırlar. Anneleri şeriften hoşlanmıştır. Bekar bir baba olduğunu öğrenince de peşini bırakmaz :D



Kasabada bir gariplik olduğunun farkındadırlar. Tanımadıkları bir garson kız onlara kapılarını kitlemeleri için bir not bile vermiştir. Bir de Duncan var tabi :)) Nikki'nin hoşlandığı çocuk :)



Bi ceset diyorum, bi şeriften hoşlanıyor diyorum. Bi kapıyı kitleyin diye uyarıldıklarını söylüyorum, bi Duncan'dan hoşlanıyor diyorum :D Haklısınız biraz garip oldu. Ama kitap bu şekilde ilerliyor sırasıyla :)) Son sayfalarına kadar sır perdesini aralayamıyoruz :D

Aslında tek sıkıldığım yer orası oldu :D ''Kitabın adı Ateşli Dişler ne zaman gelecek bu vampirler'' diye bir slogan bile buldum :P Onun dışında çok eğlenceli bir kitaptı.



Kitapta en çok güldüğüm bölümü anlatmak istiyorum. Nikki bir rüya görüyordu sanırım. Rüya mıydı, tv de mi izliyordu tam olarak hatırlamıyorum ama bir kızın kurt adama ve vampire aşık olduğundan bahsediyordu. :D vay Bella vay :D

Kapak pek hoşuma gitmedi, bu kurguya daha güzel bir kapak olabilirdi. Ya da orijinal kapak kullanılabilirdi.

Serinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Umarım Altın Bilek Yayınları yeni fantastik serilerle de biz fantastik severlere güzel sürprizler yapar :))  Ayrıca yayınevine Kitap Kalbi sayfamızın bu haftaki konuğu olduğu için teşekkür ederim.
                                                                                                                                                                                                                              

                

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Senden Önce Ben /Jojo Moyes - Yorum




Kapağı ve konusuyla dikkatimi çeken bir kitaptı.  Üst üste güzel yorumların ardından bu kitap pek uymadı araya :\ Sıkıldığım bir kitap oldu :\ Jojo jojo dedikleri bu muydu dedim açıkçası, belkide beklentim çok yüksek olduğundan pek hoşuma gitmedi.

Sonunu her yerde gördüğüm için söyleyeceğim, bilmeyenler bu bölümü okumasın :)  Kitabı okumaya başlamadan önce ''sonunda adam ölüyor'', ''mükemmel bir kitaptı'', ''Jojo çok iyi ya'' vs. yorumlarını okuduğumda bu kitap gerçekten çok dikkatimi çekmişti. Hayal kırıklığına uğradım -_-

''O kadar mı kötüydü ya? '' diye soracak olursanız, hoşuma giden yerler olmadı değil. Benim kitabı sevmem için sonunun güzel olması gerekiyor :) ''Kime göre son? '' tabi ki bana göre :) Benim düşüncem bu, kitabı beğenen herkese saygı duyuyorum.

  

(Kapaklar çok şekerr ^_^ )
vee daha fazla beğenmedim kısmını uzatmadan kitabın konusundan bahsedeyim.

Will bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştır ve hayata küsmüştür. Tekerlekli sandalye onun geçmişteki yaşam tarzını engellemiştir. Lou'nun ise renkli bir hayatı vardır. Will 6 ay sonra hayatına son vermeyi düşünmektedir. Lou'nun ise görevi onu bu düşüncesinden vazgeçirmektir. Başta anlaşamazlar fakat daha sonra birbirlerine aşık olurlar. (Klasik hikaye) Sonunun ne olduğunu söyledim fakat nasıl olduğunu söylemiyorum. :)) O da kitaba kalsın.

Detaylara çok fazla değinilmişti belkide beni tam olarak sıkan buydu. Off anlayamadım neden sevmediğimi :D Aslında sevmek istiyorum ama olmuyor. :))

Other Editions


Me Before You126497181616352613376097

  220227441790598617281930

17859161172539611754072517984552

1761137213490003