Renkli Kalemler Klübü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Renkli Kalemler Klübü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2014 Perşembe

RKBT 2. Gün || Barbara Freethy - Geceye Fısıldanan Dilekle || Yorum ve Çekiliş


Geceye Fısıldanan Dilekler (Wish, #1)
YORUMUM


Üç farklı kadın üç farklı dilek... Geceye Fısıldanan Dilekler son derece eğlenceli bir kitaptı. Kapağı, sayfa kalitesi ve benim için en önemli şeylerden biri olan yazı puntosunun boyutu çok iyiydi. 

Doğum günü aynı gün olan üç farklı kadın var kitapta ve her birinin farklı dilekleri... 

Liz 30 yaşında, doğum günündeki dileği yeni bir aşk... Tam da hastanenin terasında doğum günü dileğiyle birlikte küçük kekinin üstündeki mumu üflerken bir yabancı belirir kapıda...

 Angela 35 yaşında, dileği bebeğinin olması... İyi bir aileye, iyi bir eşe sahip fakat yıllardır çocuğu olmuyordur. Ailesinin ve eşinin ona hazırkadığı doğum günü partisini terk eder.

 Carole 40 yaşında, eşini ve çocuklarını kaybetmesine neden olan bir dileği vardır. Karakterler, kurgu, anlatım oldukça güzeldi. İçinizi ısıtacak bir roman...


Serinin diğer kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.


ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway


Kitap Tanıtımı

Orjinal Adı: A Secret Wish

Seri Bilgisi: Wish #1

GoodReads Puanı: 3.77

Türkçe Yayın: Novella Yayınları

Sayfa Sayısı: 208

Çeviri: Laden İldeniz




Dilekler, gökyüzünü aydınlatan yıldızlar gibidir...
Doğum günleri, umutla sarıldığımız dileklerin gerçekleşmesini umduğumuz özel günlerdir… Aynı gün doğup birbirlerinden habersiz olan Liz, Angela ve Carole tam da bu duygularla mumlarını üflerler. Bir dilekle her şeyin değişebileceğine inanmaktan yıllar önce vazgeçen bu üç kadın, son bir umutla dileklerine sımsıkı sarılırlar. Ve kader, hayatı, aşkı ve mutluluğu yeniden yaşamak isteyen bu üç kadının seslenişine duyarsız kalmaz...


"Güzel yazılmış modern bir aşk romanı olan Geceye Fısıldanan Dilekler, okuyanların kalbini ısıtacak birbirinden farklı üç hayatı tek kitapta birleştirmiş. Barbara Freetynin keyifli anlatımıyla sizi saracak bu kitap kendinize vereceğiniz güzel bir hediye."
-Romance Junkies-


"Barbara Freety Geceye Fısıldanan Dileklerle kahve tadında bir okuma sunuyor. Birbirinden habersiz üç kadının dileklere tutunan yaşamlarını okumak, özellikle kadınlar için muazzam bir deneyim olacak."
-Cupcake On Books-


"Bu kitabı okurken kendinizden ve tanıdıklarınızdan bir şeyler bulacağınız muhakkak. Geceye Fısıldanan Dilekler, âşık olmak, aile kurmak ve mutlu hatıralar yaratan anlar yaşamak üzerine yazılmış ilham veren bir roman."
-Romantic Times-



10 Ocak 2014 Cuma

RKBT 3. Gün || Rupert Thomson "Mahremiyet" || Yorum



İlk olarak kitabın kapağından başlamak istiyorum. Kapak fena değil ama diğer kapağını daha çok sevmiştim. Okuyunca da kitabı kesinlikle kitabın ilk tanıtımı yapılırken paylaşılan kapağının daha güzel olduğuna karar verdim.


Bahsettiğim kapak :) Kitap İlkimi'de kapağı daha güzel hale getirmiş :D
Diğer kapaklarına gözatmak için Kitap İklimi 'ni ziyaret edebilirsiniz.


Tür olarak pek tercih ettiğim tür değildi, bu yüzden kitaba ön yargıyla başladım ve ön yargıyla bitirdim :P Tarihi romanlar benlik değil :D (İçinde paranormal varlıklar olmadığı sürece)

Spoiler vermeden kısaca konusuna değinecek olursam
Karakterimiz Geatano Zummo sanatçı, balmumundan heykeller yapıyor. Grandük tarafından Floransa'ya çağrılıyor ve Grandük ondan bir çalışma istiyor. Floransa da Faustina adında bir kadınla tanışıyor ve ondan etkileniyor. Orta Çağ'da en son kararı kilise verdiği için işler biraz karışıyor.

Sırlarla dolu ilginç bir roman. 


Kitabı satın almak için tıklayın.

7 Ocak 2014 Salı

RKBT 13.TUR || RUPERT THOMSON - MAHREMİYET || Kitap Tanıtımı




Merhaba Kitap İçiciler :D

2014 yılının ilk tur açılışını Altın Bilek Yayınları'ndan Mahremiyet'le yapıyoruz.

ve tur sonunda iki kişiye bu güzel kitabı hediye ediyoruz :)


RUPERT THOMSON'dan bir başyapıt: MAHREMİYET...



1691 yılının Floransa’sı…
Rönesans daha gerçekleşmemiş, kentler büyük bir karanlık altında, herkes şüpheli, her şey yasak ve özgürlük ise ölümüne korkulan bir halde… Aydınlanma dönemi artık çok yakın ve toplumda bunun izlerini okumak mümkün olsa da, bilgi hâlâ en büyük güç ve sadece çok küçük bir zümrenin elinde… 
Büyük suçlamalarla baş etmek zorunda kalan Geatano Zummo ise tüm bu karanlığın ortasında, kafasında aydınlanma fikirleri olan ama zor durumda kalan bir adam. Yirmi yaşındaki güzel kölesini önce serbest bırakmak, sonra da onu korumak adına hayatını ortaya koyan büyük bir kahraman… Kölesine duyduğu aşk, engizisyonun baskısı, siyasi çevrenin harareti, komplolar ve sonu gelmeyen entrikalar…
17. yüzyıl Fransa’sında geçen soluk kesen bir öykü, içinizi titretecek bir aşk hikâyesi, ayak oyunları, entrikalar ve ihanetlerle dolu bir çağın panoraması… Mahremiyet, adının aksine olmayan bir mahremiyeti ve bireysel dünyanın imkânsızlığını, aşkın karşı konulamaz halini ve cesaretin gücünü anlatıyor. 
“Rupert Thomson’un 17. yüzyıl Floransa’sını anlattığı, entrikaları açığa vuran başyapıtı…”
Stephanie Merritt – The Guardian Gazetesi
“Bir yanda Medici ailesi üyesi dükler, diğer yanda ezilen ve fakir insanlar ve tabii aşkın öne geçilemez hali… Thomson bize olağanüstü bir okuma zevki sunuyor. Yeniden okumak istediğim çok az kitaptan biri…”
Allan Massie – The Scotsman Gazetesi
“İlham verici ölçüde gerçek, tutkunu olacak kadar şahane…”
Philippa Gregory – Boleyn Kızı’nın yazarı“Gümüşten çığlıklar, altından gözyaşları ve çürümüş bir masumiyet… Bu devir ve bu muhteşem kurgu, tezatlar içinizi delip geçecek…”
Adam-Mars Johns – London Review of Books



                                




23 Aralık 2013 Pazartesi

RKBT 4. Gün || Ali Harris "İlk Son Öpücük" || Yorumum



Orjinal Adı:  The First Last Kiss
GoodReads Puanı: 4.18
Türkçe Yayın: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 576
Çeviri: Zeynep Yeşiltuna 


Kitabın kapağına bayıldım, Martı Yayınları kapağı ilk paylaştığında bu kitabı çıktığı gibi almalıyım demiştim. (Konusunu okumadan ön yargılı olmak doğru değil ama güzel bir ön yargı oldu benim için ) Turunu yapacağımızı öğrendiğimde çok sevindim. Şimdi lafı fazla uzatmadan Martı Yayınları'na, yazarımıza çok teşekkür edip kitabın konusuna geçiyorum :)

İlk bölümde Moly taşınacağı için eşyalarını topluyor , kitap yeni olduğu için ve henüz hiçbir yorumu okumadığım için ilk sayfadan fikir yürütmeye başlıyorum. Taşıma şirketinden gelen bir adama aşık olacak-taşıma şirketinden gelen adam Moly'e aşık olacak, yeni taşındığı evde komşusuyla birbirlerine aşık olacaklar vs. kısacası kurdum da kurdum :)) O evin içinde, eşyalarını toplarken, yıllar öncesine gidip, 576 sayfa içinde, Ryan'la yaşadığı aşkı bu kadar güzel anlatabileceği hiç aklıma gelmemişti.Son sayfalarına doğru gözlerim doldu, hatta bir ara daha fazla engelleyemedim biriken yaşları.

 Bence okunacaklar listenizin en üst sıralarında yer almalı.Puanım


11 Aralık 2013 Çarşamba

77 kitaplık yılbaşı çekilişimizdeki kitapları tanıyalım - Orkinos Yayınları


   
2014'e bu kadar az kalmışken RKBT olarak kitapseverlere verilecek en güzel yeni yıl hediyesinin kitap olduğunu düşündük ve böylece bu çekiliş fikri ortaya çıktı. Sağ olsun yayın evleri de bu fikrimize destek olup gerçeğe dönmesini sağladılar. Katılan tüm yayınevi ve yazarlara katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. 



Ahmet Karayün, Altın Bilek Yayınları, Arkadya Yayınları, Arunas Yayıncılık, Aspendos Yayınevi, Delidolu, Destek Yayınları, Dex Plus, Eksik Parça Yayınları, Emrah Özdemir, Feniks Kitap, İthaki Yayınları, Martı Yayınları, Maya Kitap, Orkinos Yayınları, Panama Yayıncılık, Parodi Yayınları, Yabancı Yayınları




Seni İzliyorum
(6 kişiye hediye)


Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Orkinos Yayınları


Aşkın henüz ne olduğunu bilmeyen bir kadın ve onun sadece karanlık yüzünü bilen bir adamın lezzetli, romantik ve bağımlılık yaratan ilişkileri... Venedikte tarihi bir sarayın fresklerini restore eden Elena, yakışıklı, çekici dünyaca ünlü Sicilyalı restoran şefi Leonardonun erotik isteklerine fütursuzca boyun eğer ve bundan zamanla büyük bir haz duyar. Tereddütlerin yerini gün geçtikçe lezzetli oyunlar alır... Tadılmamış lezzetlerin ve hissedilmemiş hazların verdiği büyük keyif... "Rahatla Elena, düşünmeyi bırak. Bugün görmenin başka yolları da olabileceğini öğreneceksin."
"Onlarınki sadece zevki arama yolculuğuydu..."


77 kitaplık yılbaşı çekilişimizdeki kitapları Tanıyalım - Destek Yayınları


   
2014'e bu kadar az kalmışken RKBT olarak kitapseverlere verilecek en güzel yeni yıl hediyesinin kitap olduğunu düşündük ve böylece bu çekiliş fikri ortaya çıktı. Sağ olsun yayın evleri de bu fikrimize destek olup gerçeğe dönmesini sağladılar. Katılan tüm yayınevi ve yazarlara katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz. 




Ahmet Karayün, Altın Bilek Yayınları, Arkadya Yayınları, Arunas Yayıncılık, Aspendos Yayınevi, Delidolu, Destek YayınlarıDex Plus, Eksik Parça Yayınları, Emrah Özdemir, Feniks Kitap, İthaki Yayınları, Martı Yayınları, Maya Kitap, Orkinos Yayınları, Panama Yayıncılık, Parodi Yayınları, Yabancı Yayınları






 Aşkolsun



Ey AŞK!
Avaz avaz "Sen" diye bağırıyor ruhum, duyuyor musun? Hisset ve inan yeter ki, başka ne isterim? Sonra sarılırız... Acı eylemsizlikten meydana gelir, hüzün tercihtir, mutluluksa devrim! 
Hiç sevgilinize icra gönderip, kalbine haciz koymayı düşündünüz mü? Dokunmadan, konuşmadan, görmeden, Aşkınızı ölümsüz kılmayı ve o bilmese de mutlak sadakatle asla vazgeçmemeyi göze aldınız mı? Ya sevdanızın derinliğinde boğulurken, hala nefes alır gibi yapıp, tek gerçek Aşkınızı yüreğinize katıp, senelerce acıdan inlemeye razı bir şekilde ortadan kayboldunuz mu? Aşkın aslında sevgiliyle birlikte aynı yolda yürümek değil, onun yoluna yol olmak, hatta onun yolunda yok olmak olduğu gerçeğine ulaştınız mı? Yangınken yakmaktan, selken boğmaktan, rüzgârken üşütmekten korktunuz mu? 

Hiç çığlıkken sustunuz mu? O zaman Aşk olsun! Aşk olsunu okurken; Aşk, sevgi, haz, huzur, güven, mutluluk, güç, başarı ve iyilik hakkında doğruluğuna inandığınız yanlışlarla dürüstçe yüzleşeceksiniz!





Ateş, Güneş ve Ada 

Ateş, Güneş ve Ada

"Kafanızdaki bütün soruların cevabı bu kitapta sanki. O kadar güzel bir anlatımı var ki daha ilk sayfasını açtığınızda gerisi geliyor ve inanın bağımlılık yapıyor. Hazzı, aşkı, küçük heyecanları, okul hayatını, ergenliğin vermiş olduğu kafa karışıklığını ustaca anlatan nadir kitaplardan. Ateş, Güneş ve Ada okuyabileceğiniz en üst seviyedeki kitaplardan..." Ayşenur Kütükbaş "Güneş bir kez batar, bir kez de doğar. Bunu değerlendirmek sana, senin seçimlerine bağlıdır. Doğuşu da seçebilirsin batışı da... Ya da en akıllıcası her ikisinden de zevk almayı seçersin... Böyle bir bölüm vardı. Ben bu kitabı okuduğum zamandan beri bunu kendime ilke edindim, her ikisinden de zevk almaya çalışıyorum, ikisini de ayrı ayrı seviyorum... Çok okuyan birisi değilim, haftada bir kitap, hatta bazen bu süre daha da uzuyor, o da kitabın akıcılığına bağlı... Ben Ateş, Güneş ve Adayı ilk okuduğumda üç günde bitirdim, ki bu kitabı üçüncü defa okuyorum... Ben ki hayatımda hiçbir kitabı ikinci defa elime almış insan değilim, ders kitaplarım da dahil bunlara... Ama Ateş, Güneş ve Ada bana kendisini üçüncü defadır okutuyor, bakalım daha ne kadar okutacak? Bazı kitaplar yazanın değil, okuyanın oluyor. Bu kitap benim kim ne dersin artık..." 
Perihan Gök



Çırılçıplak Aşk 


Ya her şey aşktı ya da aşk hiçbir şeydi!


Seni de, beni de fena kandırdılar. Aşk diye bize anlattıkları, hayallerini kurdurdukları gerçek aşk değildi. İnsanın insana duyduğu aşk, "yasak elma"nın ta kendisiydi... Önce kadın ısırdı elmayı, sonra erkek ve her şey bu andan sonra şekillendi. 
Savaşların, paranın hükümdarlığında, korku imparatorluklarında, aşk en çok korkulandı ve bir o kadar da çarpıtılmaya çalışılan... Aşk ağza sakız edildi, bazen içi boşaltıldı, bazen günah dendi, bazen ağdalı sözcüklere sebep oldu. Üstüne perdeler indi, bulutlar örttü ışığı... İnsanlık yok olurken, aşkı da kirletti. 
Formüllerden, stratejilerden, onu bunu tavlamaktan, elinde tutmaktan bahsetmiyorum. Bunları yapan, aşkı hiç anlamayan çokbilmiş, çok kitap var. Yaşamı anlamaktan, sen olmaktan, aşkı gerçekten yaşamaktan... Sana öğretilen değil, senin yaşattığın, seni yaşatan aşk. Aşkı anlatmaya, anlamaya yetmez düşüncelerin gölgesinde tanımlanmış aşk.
Günlük yaşamın içinde kaybolmuş insanlar, ilişkiler, evlilikler, aldatmalar, aldanışlar, hayal kırıklıkları, namus ve ötesi... Belki sen, belki sevdiğin, belki çevrende var olan insanların gerçek hikâyelerini sayfalara serdim; aralarına karıştım. Yaşamı ve aşkı ayırmadan sana geldim. Seni, yaşamı, insanı, Tanrıyı, evreni konuşmadan zaten aşkı konuşamazdık.
Bu yazdıklarımı sana kitap harfleriyle değil, yaşanmışlıklarımla yazıyorum. Sen okuyacaksın diye yazılmış değil. Karşında çırılçıplak kaldım, yüreğimi çırılçıplak bıraktım, seninle aşkı çırılçıplak konuşmak, paylaşmak için...

Sen hiç âşık oldun mu? Âşık olundun mu? Aşkı gerçekten yaşıyor musun? Neden sadıksın ya da değilsin? Gerçekten aldattın mı, aldatıldın mı? Aşkla mı seviştin gerçekten? Neden evlendin ya da evleneceksin? Sen kimsin? Ne için yaşıyorsun? Şimdi yanıt verme. Belki evlisin, belki bekârsın, belki imkânsız aşkın ortasındasın, belki aşka âşıksın, belki hovardasın, belki aşktan çoktan vazgeçmişsin, belki yapayalnızsınç... Sohbetin sonuna gelmeden hiçbir yorum yapma. Aşkla ilgili sana öğretilen birçok şeyi, hatta her şeyi unut öyle başlayalım... Sonra sen anlat, ben dinleyeyim.


Bukre 


Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim. 


Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile. Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin. 

Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.


Sabah Uykum 


Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir. 

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.





Soğuk Kahve

Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.

İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak. 
Kahraman Tazeoğlu
Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
Ertürk Akşun





Allah De Ötesini Bırak 

Allah her şeyden haberdardır, sanmayın ki size yapılan haksızlığa kayıtsız kalıyor. O, size bir annenin evladına yaklaştığı merhametten daha fazla merhamet duyandır. Duanın karşılığını takip etmeden "Allah de ötesini bırak". Kul Rabbini imtihan etmez. Ona tevekkülle yaklaştığında rahmetini tüm hücrelerinde hissedeceksin.
Karşında o kadar çok maskeli insan var ki onları tanımak için yoruluyorsun. Şayet dikkat edersen güzel olan bir şey var; o senin hakkını aldıkça, sen onun sevaplarından kazanıyorsun. O halde kaybettim diye üzülme, biraz daha derin bakarsan, aslında kazandığını fark edeceksin!..
Aşık olcaksın evet ama kalbini Allah aşkıyla yakacaksın...
Dünyanın geçici olduğunu, biteceğini İDRAK edeceksin; sadece sonsuz kudrete bağlanacaksın.
Allaha bağlı yaşayacaksın. İşte Uğur Koşar bu kitap da sana herkes gibi Allahı anlatmıyor Onu adeta hissettirip yaşatıyor!..
Psikolog Cavidan Ebru Kızıl
Yirmi yıldır terapi deneyimlerimde elde ettiğim sonuçlardan biri şudur ki; eksik olan parçaları yitirdiğini düşünen ve bunları arayarak çıkmazlara giren ve bunun da dışarıda olduğunu sanan çok büyük bir çoğunluk çeşitli psikolojik sorunlarla ruh sağlıklarını bozmuştur. Bu büyük çoğunluğa eserlerinde ve görüşlerinde öze dönüş yolunda katkı sağlayan, aradıklarını bulabilme cesareti ve ışığı olan Uğur Koşar Dostuma "Allah De Ötesini Bırak" ile özlerine dönebilmesi adına ışık olan eserinden dolayı en içten teşekkürlerimi sunuyorum...
Uzm. Psikolog Abdullah Topal


2 Tam Bir Tek 

Hayatımızda âşık olmayı isteriz. Bir yuva kurmak, hayatı paylaşmak hayaliyle yola çıkarız... Kendimizi bir elmanın yarısı olarak görür, hayatı paylaşacağımız kişinin de bizi tamamlamasını niyet ederiz.

Hayattaki arayışım beni tamamlayacak olan kişi olduğu sürece, hayatıma hep yarım insanlar girdiğini fark ettim. Yarım bir elma olduğum sürece, ilişkilerim de hep yarım kaldı... Karşımdaki kişileri suçlamak yerine, kendimi tam ve bütün yapmam gerektiğini fark ettiğimde, önce tam ve bütün olmanın yolunu aradım... Kitabın her bölümünde kendimizi neden hep yarım gördüğümüzü, hayatımıza neden hep yarım insanlar çektiğimizi ve ilişkilerimizin neden hep yarım kaldığını fark edeceğiz... Hayalinizdeki tam ve bütün AŞKa adım atma vakti...

Her satırı bizlerden başlayarak bütüne şifa olması niyetimle...

Sevgi ve Aşkla...




Rastlantı Yoktur Neden Vardır 

İstemek Vermeseydi
Vermek İstemezdi
İstemek sonsuz ve sınırsızdır...

Allah sizin ve bütünün hayrına olan her duanıza ve her çağrınıza muhakkak icabet eder...

"İstemek"ten vazgeçmeyin... Bütüne ait bir parça olduğunuzu unutmayın. Siz de herkes gibi yaratanın yeryüzündeki suretisiniz. Farkında olsanız da olmasanız da, yaratanla her an temas halinde olduğunuzu bilin. 

Düşünceleriniz ve duygularınızla yaydığınız kesintisiz enerji dalgaları, sizin hiç farkında bile olmadığınız dualarınızdır. 

Her zaman sizin ve bütünün hayrına olmak arzusu içinde niyet edin. Allahın yasalarına ve onların kusursuz işleyişine güvenin. Akışa teslim olun. Tevekkül edin.

İstediğiniz hayatı yaşamak için önünüzde dikilip duran tek engel sizsiniz. Kendi önünüzden çekilin. Kendi mucizenizi hayatınıza çekmek için kendinize izin verin...



Pelin
Can Sancak, 18 yaşına yeni basmış, dindar ve alnı secdeye değen ilk heavy-metalci olmakla övünen, iyi niyetli, biraz saf ve hafif delişmen bir çocuktur. Nurdan ise İmam Hatip ortaokulu birincisi olmasına rağmen İmam Hatip Lisesine değil "normal" bir okula kaydolmak isteyen, Madonna hayranı, zeki bir mütedeyyin hanım kızımızdır. Her ikisi de bir hayli dindar olmalarına rağmen "rocknroll hayat tarzı"nın gizemli çekiciliğine kapılmışlardır. Kendi "laik devrimlerini" hard-rock müziği hamiliğinde gerçekleştirme yolu ister istemez kafalarını karıştırmaktadır. Bu iki "otantik dindar"ın hayatları, "gerçek bir kolejli hatun" olan yarı Punk yarı Gothic rocker kız Pelin ile tanışınca hızlı bir değişime uğrayacaktır. Bu değişim, devlete dahi sirayet edecek, polis teşkilatı ve MİT, kahramanlarımız için seferberlik ilan edeceklerdir.

Pelin, 1993te Taksim Meydanında başlayıp 1995te yine Taksim Meydanında sona eren bir roman noir. Türkiyenin ve dünyanın büyük değişimlere gebe olduğu o tuhaf doksanlı yılların en yakıcı zamanlarında geçen bu kara-kitap, "Saykodelik Gerçekçi" bir üslup ile yazıldı. Dinsellik, cinsellik ve tinselliğin iç içe geçtiği; rockçıların, "emekli vaizlerin", hapçıların, imam hatipli dindarların, sokak çocuklarının, lezbiyenlerin, delilerin, felaket tellallarının, ecinnilerin, devrimcilerin, hastane kaçkınlarının, sapkınların, hayat arsızlarının, hayvanetiyemişlerin, löpoğlanlarının, gulibiklerin, yatacakyeriolmayanların, mantaratoların, iblislerin, şereflerin, cemaat liderlerinin, gazetecilerin, polislerin, düzen bekçilerinin ve tüm uyumsuzların yollarının kesiştiği garip bir evreni anlatıyor Pelin.




Sıcak Ayaz 

Ben sana ölümün kıyısında yaşama tutunmuş bir hayattan geliyorum.

Sonbahar yağmurunda sensiz ıslanacaksam, kahvemin yanında kahvesini yudumlayan sen olmayacaksan, kabustan korkarak uyandığımda sana sarılamayacaksam, beraber hayal kurup birlikte yaşayamayacaksam, beni sevdiğini söylemenin ne anlamı var ki? Madem bunları seninle yapamayacağım, daha fazla varlığına alıştırmadan git. Hiç olmazsa acıların tat versin bana. Nasıl olsa ben sevmekten vazgeçmeyeceğim. Bir gün olur da bunları benimle yaşamak istersen, ölüme terk ettiğin yerdeyim. 
-Serkan Özel-

10 Aralık 2013 Salı

RKBT Yılbaşı Çekilişi Başladı!!!


2013'ün son çekilişine hoşgeldiniz!

Çekilişimiz bugün başlayacak ve 31 Aralık'ta yani yılın son gününde bitecek. 2014'e bu kadar az kalmışken RKBT olarak biz kitapseverlere verilecek en güzel hediyenin kitap olacağını düşündük ve böyle bir çekiliş yapmaya karar verdik. Sağ olsun yazarlar ve yayın evleri de bu fikrimize destek oldular. Kendilerine katkılarından dolayı teşekkür ederiz. 

Ahmet Karayün
Altın Bilek Yayınları
Arkadya Yayınları
Arunas Yayıncılık
Aspendos Yayınevi
Delidolu
Destek Yayınları
Dex Plus
Eksik Parça Yayınları
Emrah Özdemir
Feniks Kitap
İthaki Yayınları
Martı Yayınları
Maya Kitap
Orkinos Yayınları
Panama Yayıncılık
Parodi Yayınları
Yabancı Yayınları
*******************************************

Hediye Edeceğimiz Kitaplar

Ahmet Karayün
Gizli Miras (3 Kişiye - İmzalı)


Altın Bilek Yayınları
Booth Tarkington - Muhteşem Ambersonlar
Cenk Kayakuş - Piri Reis'in Sırrı
Damla Selin Batu - İçimizdeki Kelebek
Davut İbrahimoğlu - Mutluluğa Giden Yol
Dimitris Mamaloukas - Özgür Ruh Fini
Edgar Wallace - Gizemli Ev
İlker Balkan - Kör Kuyu
İlker Balkan - Tufanda Aşk Ezgileri
İlker Balkan - Umut, Kadın ve Kristal Gül
Peter Ward - Zaman Temsilcisi
Rubert Thomson - Mahremiyet
Tami Newton - Le Chic Butik
Wayne Simmons - Öldüren Güzel


Arkadya Yayınları
Darien Gee - Dostluk Ekmeği
Lucy Kevin - Düğün Hediyesi
Sarah Jio - Böğürtlen Kışı


Arunas Yayıncılık
Gina Mckinnon - Eyvah! Anneme Dönüşüyorum!
Chas Newkey-Burden - Eyvah! Babama Dönüşüyorum!
J. A. Konrath - Şey
Dan Chaon - Kimlik
Harley Pasternak - 5 Faktör Dünya Diyeti


Aspendos Yayınevi
T. E. Sivec - Güzel Bir Yalan (2 Kişiye)


Delidolu
Ally Condie - Eşleşme ve Yol (2 kişiye set)


Destek Yayınları
Ahmet Batman - Sabah Uykum
Ahmet Batman - Soğuk Kahve
Aret Vartanyan - Çırılçıplak Aşk
Bülent Gardiyanoğlu - 2 Tam Bir Tek
Ertürk Akşun - Ateş, Güneş ve Ada
İlkim Öz - Aynı Yatakta Üçümüz
Kahraman Tazeoğlu - Bukre
Murat Arda - Pelin
Nuray Sayarı - Rastlantı Yoktur Neden Vardır
Serkan Özel - Sıcak Ayaz
Uğur Koşar - Allah De Ötesini Bırak
Yelda Cumalıoğlu - Aşkolsun

Dex
Jennifer L. Armentrout - Saplantı
Samantha young - Dublin Caddesi


Eksik Parça Yayınları
Karen Kingsbury - Köprü
Susan Mcbride - Küçük Siyah Elbise


Emrah Özdemir
Mavi Çizgili Atkım (3 Kişiye - İmzalı)


Feniks Kitap
Elizabeth Haynes - Işığı Ararken
Bilgi Avcısı


İthaki Yayınları
Gülşah Elikbank - Uykusuzlar
Neil Gaiman - Yolun Sonundaki Okyanus
Suat Derviş - Fosforlu Cevriye


Martı Yayınları
Carol Rifka Brunt - Kurtlara Söyle Eve Döndüm
Iris Johansen - Zamanın Rengi Aşktır
Kristin Harmel - Gökyüzünde Yıldızlar Parladıkça


Maya Kitap
Daniel Quinn - B'nın Hikâyesi
Diana Cooper - Taşların Sessizliği
Jonathan Barnes - Uyurgezer
Patricia McCormick - Asla Pes Etme
Sofie Laguna - Sırrın Sesi Yoktur


Orkinos Yayınları
Irene Cao - Seni İzliyorum (6 Kişiye)


Panama Yayıncılık
Candan Özer - Bitanem
Candan Özer - Kader
Yaşar Şahin Anıl - Aşk İksiri


Parodi Yayınları
Jonathan Maberry - Çürük ve Harabe
T. A. Barron - Merlin
Margaret Peterson Haddix - Kayıp


Yabancı Yayınları
Jamie McGuire - Araf
Jamie McGuire - Ayaklı Bela
Jamie McGuire - Tatlı Bela


Çekiliş için;


a Rafflecopter giveaway

7 Aralık 2013 Cumartesi

RKBT 10.TUR || Fikret Topallı - Baba, Dışarıda Bir Melek Var! || Tanıtım, Yorum






Tanıtım

Baba, Dışarıda Bir Melek Var! 

Seri katiller üzerine yazdığı kitaplarla tanıdığımız Fikret Topallı, bu kez dünyadan ve Türkiyeden gizemli şehir efsaneleriyle karşımıza çıkıyor.

"Hayaletli evler, ölümsüz ruhlar, gizemli yatırlar, mezardan çıkan ölüler, bitmek bilmeyen hazineler, lanetler, dehşet saçan katiller, uçan daireler… Hepsi bize gerçekmiş gibi anlatılır. Biz de inanırız, korksak bile inanmak isteriz. Sonra hemen paylaşırız arkadaşlarımızla, onları da etkilemek isteriz çünkü. Onlar da korkmalıdır bizim gibi. Büyümeye başlayınca da bu devam eder, okulda, iş yerinde, arkadaş toplantılarında, kahvehanelerde, askerde, hayatın her döneminde bildiğimiz, bize anlatılan şehir efsanelerini paylaşmaya bayılırız: Biliyor musun benim bir arkadaşın dayısının başına ne gelmiş…"

Bu kitapta, yüzlerce yıldır dilden dile dolaşsa bile gerçekliği hiçbir zaman kanıtlanamayan ve en ünlü roman yazarlarını bile kıskandıracak kadar yaratıcı olan şehir efsanelerini okuyacaksınız. 

Yorum
Kitabımız kısa kısa şehir efsanelerinden oluşuyor.Sonlara doğru bizim de şehir efsanelerimiz var fakat genelde duyduğumuz şeyler olduğu için açıkçası beni fazla korkutmadı ama diğerleri süperdi. E
n sevdiğim hikaye ''Bebek Bakıcısı ve Üst Kattaki Yabancı'' oldu, zaten ön okuma yerine paylaştığım hikayede oydu :) Tüylerim diken diken olmuştu hikayenin sonuna doğru :) 

Kitabın adı ayrı bir hava katıyor :D ''Baba Dışarıda Bir Melek Var!'' ne melek ama :D
Kaç hikaye olduğunu saymadım ama hani film şeridi gibi geçti gözümün önünden derler ya benimki de o hesap :) Kitabı bir günde bitirdim zaten. Çok akıcı, korkutucu bir anlatımı var :P
 (Yazarımızın diğer kitaplarını da en kısa sürede okuyacağım )


Gerilim-korku filmi ,kitabı seven herkes okumalı.



1 Aralık 2013 Pazar

RKBT 3. Gün || Lena Diaz "Ölüm Falı" || Yorum



Kitap Tanıtımı
Orjinal Adı: He Kills Me, He Kills Me Not

 Seri Bilgisi: The Nursery Rhyme Series #1

 GoodReads Puanı: 4.14
 Türkçe Yayın: Eksik Parça Yayınları 
Sayfa Sayısı: 352
 Çevirmen: Cem Yurttaş


Katil, önündeki savunmasız kadının karnına oturdu, elinde bir gül vardı. Gülün güzel parfümü, kanın metalik kokusuna karışıp etrafa tuhaf bir esinti gibi yayılıyordu. Gövdeden bir diken kopardı. “Beni öldürecek.” Bir tane daha kopardı. “Beni öldürmeyecek. Her dikeni koparıp tek tek kan bulaşmış karnına düşürdükçe çocukluk tekerlemesinin hastalıklı uyarlamasını sürdürdü. Tek diken kaldığında, siyah pis gözleri parladı. Zalim dudakları keyifle gülümsedi. Katil aramızda bir yerde… 


Yorumum
Kitapların tanıtım yazılarını okumadığım için kitabın polisiye olduğunu sonradan öğrendim :)) İki sevgili var, birisi ölüyor falan diye düşündüm. Kadınları öldürüp, daha sonra tek dikeni olan bir gülü kadınların göğsünün arasına koyup, parmağına batıran, psikopat bir katille karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim.



Kadınları yaralayıp, kan kaybından öldüren bir katil, bu katili araştıran Şef ve daha önceden bu katilin elinden kurtulan,katilin peşine düşen bir kadın. Şimdi de katil onun peşinde...

 Aşk, polisiye, gerilim, korku, gizem ne ararsak var kitapta !

Puanım:




30 Kasım 2013 Cumartesi

RKBT- 2 kişiye Araf hediye !



Yabancı Yayınları sponsorluğunda düzenlemiş olduğumuz yarışmada 2 kişiye Araf kitabını hediye edeceğiz.

Katılmak için (tıktık)

RKBT 2. Gün || Lena Diaz "Ölüm Falı" || Filmler ve Çekiliş



Bugün turumuzun ikinci günü korku-gerilim filmleriyle bendeyiz :) Bugüne kadar yaparken en çok eğlendiğim tur görevimdi :D
Umarım beğenirsiniz :)



SINIR(DA)


''Fransız başkanlık seçiminde sol ve sağ taraf karşı karşıya gelmiş bu durum yöre halkını ayaklandırmış ve her köşede alevler yükselmeye başlamıştır. Bu durumdan istifade eden kapkaççılar ve hırsızlık başını almış gidiyor. Oradaki insanların tek çareleri yurt dışına kaçmaktır geride kalanlarını çetelere para ödeyerek getirilmesini beklerler.'' 
Filmin tanıtımında yazan kısım ilk 7-8 dakikası, asıl film şehirden kaçmaya çalışan bir grup arkadaşın, dinlenmek için bir otele yerleşmesiyle başlıyor. Oteli bir aile yönetiyor fakat bu sıradan bir aile değil!



Otelin sahibi olan aile sadece et yiyor. Fakat hayvan eti değil, otele gelen müşterilerinin eti, yani insan eti.


En sevdiğim sahne!






***



EVDEKİ DÜŞMAN (2)

Sınır(da) gibi bu da defalarca izlediğim filmler arasında. 


Kate Coleman ve kocası John'un üçüncü çocuklarının olmaması onları evlat edinmeye sevk eder. Kate kendini alkole vermiştir. Çift bir süre sonra 9 yaşındaki Estonya'lı kız Esther'i yerel bir yetimhaneden evlat edinirler. Kate ve John'un sağır dilsiz kızı Max gelir gelmez Esther'i kıskanır, oğulları Daniel ise pek geldiğine sevinmez.

Kate Esther'de bir gariplik olduğunu fark eder. Esther'in sex hakkında 9 yaşındaki bir kıza göre çok bilgisi vardır. Kate'n bu şüpheleri Esther'in okul parkında kendisiyle dalga geçen bir kızı ciddi bir şekilde yaralayınca daha da çok artar. Kate'n aklına yetimhane müdürü kızkardeş Abigail'in onlara yaptığı "Esther'in çevresinde hep garip olaylar dönüyor" uyarısı gelir. Bunu duyan Esther kızkardeş Abigail'i Max'ın yardımıyla öldürür ve çekici saklaması için Max'ı ikna eder. Kate artık Esther'le ilgili bir sorun olduğuna emindir fakat John'u ikna edemez. Esther hakkında daha çok şey araştırmaya başlayan Kate aslında Esther'in Estonya'daki bir akıl hastanesinden geldiğini öğrenir.




Esther aslında 32 yaşındadır ve bir hastalık sonucu küçük çocuk gibi gözükmektedir. Asıl amacı onu evlatlık edinen ailenin babasına sahip olmaktır. Babayı baştan çıkaramayınca evi yakıp aile üyelerini öldürmeye çalışır. Daniel'ı ağır bir şekilde yaralar, John'u (evin babası) öldürür. Kate ve Max'in peşine düşer fakat bu sefer şirin kız rolüne Kate inanmaz veeee... ;)

Süper bir kurgu!







Minik Max'imiz çokk tatlı bu çocuk ya :))



Kate(anne)


John(baba)


Daniel

Ruhlar Bölgesi(3)


Genç çift Josh ve Renai'nin, üç çocuklarıyla birlikte yeni bir eve taşınmasıyla başlıyor.Evde yaşanan tuhaf olaylar, Renai'ye evin hayaletli olduğunu düşündürür ve genç kadın kocasını taşınmaya zorlar. Bu sırada oğulları Dalton doktorların anlam veremediği bir komaya girer; tüm vücut fonksiyonları yerinde olmasına rağmen uyanamamaktadır.Aile yeni evlerine taşınmasına rağmen olaylar devam etmektedir; gece gündüz eşyalar yer değiştirmekte, kapılar açılıp kapanmakta ve etrafta tuhaf sesler duyulmaktadır. Josh, bu olanlara inanmasa da karısının ve annesinin eve medyum çağırmasına izin verir. O andan sonra olanlar ise en çok kendisini şaşırtacaktır.

Bunda spoiler yok :P Ama filmde o kadar çok Jash ve Dalton diyorlar ki izlediğim gün rüyama girmişti. :D

Josh'ın oğlu Dalton'ı ararken







Koleksiyoncu(4)


Kitabımızdaki gibi bu filmde de seri bir katil var. Katil kurduğu zekice tuzaklarla insanları öldürmektedir.Birinci filmde katilin kim olduğunu söylemiyor, ikincisinde de söylemedi bende daha fazla bekleyemedim ve oyuncu kadrosuna baktım :D

***







***


Koku(5)


Kitaba en çok benzettiğim film.




Yılın en sıcak gününde balık pazarının ortasında doğum yapan annesi istemeyen çocuğunu 



çevredekilerden saklamaktadır. Fakat çocuğun inanılmaz bağırtısı çevredekilerin dikkatini çeker ve annesinin gazabından kurtarır. Çocuk yaşayacaktır ama annesi öldürmeye çalıştığı çocuğu yüzünden idam edilir. Çocuk yetimaneye yerleştirilir 6 yaşına gelmiş olsada hala konuşamaz ama kokular hakkında inanılmaz bir yeteneğe sahip olduğu anlaşılır. 








Dehşet Treni (6)




Geceleri metrolarda seri cinayetler işleyen Mahogany (Vinnie Jones), kurbanlarını korkunç şekilde parçalara ayırır. New York’lu bir fotoğrafçı olan Leon Kaufman (Bradley Cooper), sanat galerisi sahibi olan Susan Hoff (Brooke Shields)’in etkisiyle daha dişli hale gelmektedir Bu sırada bir seri katille yolları kesişen Leon kız arkadaşının tüm korkularına rağmen onu metroların içine ve şeytanın ta kendisine doğru çeker; Maya da onla berbaer bu karanlığa sürüklenip gidecektir.




***

Çekiliş