Drafica'nın Kaleminden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Drafica'nın Kaleminden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2013 Pazartesi

Drafica'nın Kaleminden ''Hiç Olmamış Gibi Yapalım''

      Hiç Olmamış Gibi Yapalım
    


           



              Kitap Tanıtımı

                                                                           Sayfa Sayısı: 424
                                                                            Basım Yılı: 2013
                                                                              Dili: Türkçe
                                                                           Yabancı Yayınları
                                                                                Fiyatı: 20 tl


  Bu kitapta her şey var, aklınıza ne gelirse... Ve ne gelmezse!

"Bu kitap şaşırtıcı bir keşifle ilgili; korkutucu biçimde insani anların -sanki hiç olmamışlar gibi yapmayı tercih ettiğimiz anların- aslında bizi bugün olduğumuz kişiye dönüştüren anlar olduklarının keşfi. Hayatımın en iyi hikâyelerini bu kitaba sakladım."

Forbes dergisinin "kadınlara yönelik en iyi 100 internet sitesi" listesinde yer alan bloggess.com ile dünya çapında üne kavuşan çılgın, ironik, komik ve samimi blog yazarı Jenny Lawson'ın hayatından kesitler okurken "bu ne biçim hayat böyle?" diyeceksiniz. 

Son yılların eğlenceli kitabı. Üstelik -neredeyse- gerçek anılardan oluşuyor!

2011 Weblog ödüllerinde finalistlerden biri olan Jenny Lawson'ın anılarından oluşan Hiç Olmamış Gibi Yapalım, Goodreads.com'da aldığı binlerce oyla 2012'nin "en iyi mizah kitabı" seçildi.

"Lawson sizi gülmekten kırıp geçirecek, hatta bazen gülmemeniz gereken durumlar olacak, çünkü cehenneme gideceksiniz bu kahkahalar yüzünden. O yüzden siz bu kitabı okumayın, en mantıklısı bu herhalde."
-Neil Gaiman-


                         
    Kitap Yorumum  


   Kitabın adı ‘Hiç Olmamış Gibi Yapalım’ olsa da hiç olmamış gibi davranmak zor. Hatta çok zor. Bu kadar tuhaf insanı göz ardı etmek imkansız kesinlikle. Jenny bir alem babası bir başka alem, eşi, kayınvalidesi de öyle.
   Her okuduğum sayfa sonunda yok canım daha fazla bir gariplik yoktur dedim ama her sayfada üstüne bir şeyler ekledi. Ama en çok güldüğüm şey kitabın başında bazı kısımlarının doğru olduğunu yazıp altına not düşmesiydi. Haklı kadın hepsi doğru deseydi uğraş dur sonra diğerleriyle.
   Kitabı okuduktan sonra halime resmen şükrettim. Öyle bir babayla ne yapardım bilemiyorum. Jenny’nin neden böyle bir kadın olduğunu anladım okuyunca ama bu kez de babasını merak ettim. Bu noktaya geldiğine göre o neler yaşamış acaba?
   Kitabın kapağıyla ilgili bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü her zamanki gibi harika olmuş. Ayraç konusu ise artık yayıneviyle klasikleşti. Her seferinde çok ilginç ve güzel ayraçlar hazırlıyorlar.
   Bu yaz sıcaklarında biraz gülüp eğlenmek isteyenler hemen başlasınlar derim. Sonra da ne kadar şanslı olduklarını anlasınlar. Zira Jenny’den sonra kendimi dünyanın en şanslı insanı ilan ettim.








Drafica'nın Kaleminden ''Ayaklı Bela''




                                                                                   

 Aşıksan başın belada!

Abby Abernathy; geçmişini unutmak için kalkıp uzak bir şehre okumaya gelen, temkinli, kendi hâlinde bir kız. Travis Maddox; hayatını dövüşerek kazanan ve aşka inanmadığı için tek gecelik ilişkilerle avunan bir erkek. Aşk ve bela birbirine hiç bu kadar yakışmadı...

Travis annesinden hayatla ilgili iki şey öğrendi: Aşkı bul. Ve onun için ölümüne mücadele et. 

Bu hikâyeyi biliyorum demeden önce bir kez daha düşünün. Her aşk hikâyesinde iki taraf vardır: Esas oğlan ve esas kız. Tatlı 
Bela'da esas kızı dinledik; peki ya, esas oğlan? 

Bir erkeğin aşkı için verdiği mücadeleyi kendi ağzından tüm içtenliğiyle dinlemeye hazır olun...
  

   Tatlı Bela benim için ezber bozan kitaplardan biriydi. Badboy olarak tanımlanan erkeklerden hoşlanmaz ve onları okumazdım. Ama Tatlı Bela’yı okuduktan sonra bu konudaki fikirlerim daha esnekleşti. İlk kitap boyunca Abby’nin düşüncelerini ve duygularını okumuş Travis’i göz ardı etmiştik. Ne düşündüğünü, neyi neden yaptığını bilmeden kızmıştım bazı yerlerde (gerçi daha çok Abby’ye kızmıştım, Travis’e yok denecek kadar azdı). Şimdi ise söz sırası Travis’te dedim ve onu okudum.

   Kitaplardaki olaylar belki birbirinin aynısı ama ben bundan da çok zevk aldım. Kendimi arkadaşlarımı dinliyorum gibi hissettim. Bir onu dinledim bir diğerini. Bu açıdan değişik bir kitaptı. Arkadaşlarımı dinliyormuşum gibi hissettim çünkü o kadar sıcak ve samimiydi.

   Kitabın dili yine çok akıcıydı. Sayfaların nasıl geçtiğini anlamadım bile. Elime aldıktan sonra dünyadan soyutlanmış gibiydim. Kimi zaman kendimi çemberin kenarında buldum kimi zaman da Travis’in evinde. Bulundukları durumlar ve ortamlar son derece güzel anlatılmış, sıkıcı tasvirler falan yoktu. Bir iki yerdeki yazım hatası dışında kusursuzdu. Çevirisini de ben beğendim. Takılıp kaldığım cümleler yoktu.

   Kapağı ile ilgili şunu söyleyebilirim; gerçekten çok hoş. Ama ben diğeri olsun isterdim. İki kitabımı yan yana koyduğumda uyumlu dursunlar isterdim.

   Kitabı beğendin mi diye soranlar oldu okurken. Onlara da cevabım şu olsun: Şu anda Abby’i yok edip yerine geçmeyi planlıyorum J 

   Çok severek okuduğum bir kitap oldu ve benden yıldızlı beş aldı.